SANOS

Genel Genel

Hamilelikte dövme ya da kalıcı makyaj yaptırılabilir mi?

25/11/2009

Hamilelikte dövme ya da kalıcı makyaj yaptırılabilir mi?
Derinin altına delikler açılarak çıkmayan bir boya maddesinin bu bölgelere işlenmesi ile yapılan dövme, kimileri için bir tutku. Duyguların bir çeşit dışa vurumu olan dövme, antik çağdan beri bilinen bir süsleme sanatı. Tüm dünyada da salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Üstelik yeni yöntemler sayesinde, uygulamanın kolaylaştığı dövme tekniğiyle yüze kalcı makyaj yaptıranların sayısı da oldukça yaygınlaşmaya başladı. Peki, ya hormonal dalgalanmaların yaşandığı hamilelik döneminde anne adayı bir anda dövme veya kaba makyaj yaptırmak istediğini belirtirse... 9 aylık hamilelik sürecinde bu tarz isteklerin ne kadar doğru olup olmadığına, Kadıköy Şifa Kaliteli Yaşam Polikliniği'nden Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş ile Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yasemin Yakut'un anlattıklarıyla karar vereceksiniz! Üstelik bir dövme uzmanının ve dövme deneyimi yaşamış annelerin görüşleri de size bu konuda ışık tutacak.

Vücuttaki Değişimler

Hamilelik, kadın fizyolojisinde yoğun endokrin aktivite nedeniyle, birçok fonksiyonel ve yapısal değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Hamilelik esnasında vücutta fizyolojik olarak meydana gelen bu değişimler; ciltteki renk değişiklikleri (bazı bölgelerde cilt renginde koyulaşma), aşırı terleme, ciltte yağ salınımında artma ve yağlanma, kıl yapısında değişme ve kıllanmada artış, özellikle karın ve göğüslerde çatlaklar, varis, ödem gibi damarsal sorunlar, tırnakta değişim görülür. Ciltte meydana gelen bu değişimler nedeniyle kanamaya eğilimli, egzema, mantar ve enfeksiyonlara açık, alerjik reaksiyona yatkın durumdaki cilde yapılacak olan uygulamalar konusunda da dikkatli olunmalıdır. Çünkü hamilelik, ruhsal ve bedensel anlamda oldukça hassas bir dönemdir.

Hamilelikte Dövme Sakıncalı Mı?

Son yıllarda dövme ve kalıcı makyajın yoğun ilgi görmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte hamilelerde yapılmasının uygun olup olmayacağı konusu da gündeme geldi. Konuyu geçici dövme, kalıcı dövme ile kalıcı makyaj (mikropigmentasyon) uygulamaları açısından ele almak gerekir. Kalıcı dövme; deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boyanın, özel bir teknikle alt deri tabakalarına kadar işlemesiyle oluşur. Alt deriye ulaşmak için kullanılan makine sayesinde yüksek devirle girip çıkan iğne düzeneği ile vücuda küçük delikler ve yarıklar açılır. Açılan bu delik ve yarıklara makine ile boya maddesi enjekte edilir.

Genellikle boya maddesi olarak is kullanılır. İsle birlikte çivit, antimuan tozu, kavrulup dövülmüş kemik tozu, çeşıti bitki özleri, safran ve kına da kullanılabilir. İğne vuruşlarının yapıldığı yerden çok az da olsa bir miktar kan çıkar. Bu da kan yoluyla bulaşan hastalıklara zemin hazırlayacaktır. Başta Hepatit B ve C İle AIDS olmak üzere çok ciddi ölümcül hastalıklar ile uçuk ve tetanos bunlardan bazılarıdır. Bu risk sadece hamileler için değil, herkes için vardır. Ancak hamilelerde zaten artan hamilelik hormonlarına bağlı olarak sistemik bazı değişiklikler olur ve bunlara bağlı olarak da bazı komplikasyonlar daha sık görülebilir. Özellikle ağrı ve kanamalar ile deride meydana gelebilecek lokal enfeksiyonlar ve kullanılan boyaya karşı gelişen alerjik reaksiyonlar daha sık görülür.

Dövme yapılan yerlerde, sarkoid, keloid, sedef, ışığa duyarlılık gibi çeşitli deri hastalıkları ve hatta selim veya habis tümör oluşumu bile çok nadir de olsa gelişebilir. Kullanılan boyaların karsinojenik (kansere neden olan virüs ya da kimyasal madde) olan maddeler içerdiğine dair çalışmalar mevcuttur. Kullanılan bazı boyaların genetik mutasyonlara, anne karnında bebekte doğumsal anomalilere yol açabileceği de bilinir. Bu nedenledir ki; hamilelik sürecinde kalıcı dövme yaptırılması önerilmez.
 
kaynak. ekolay.net

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!

25/11/2009

Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!
Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!
Kuruyan, aşınmış ve yorgun ayaklara günlük bakım şart. Ayrıca nasır ve mantar bulunan ayakları bitkisel çözümlerle bu sorunlardan kurtarabilirsiniz. Doğal ürün uzmanı Volkan Kurt ayak sağlığının bitkisel çözümlerini anlatıyor.
25723
Dost başa, düşman ayağa bakar. Bunu genellikle test etmişsinizdir. O halde bu kadar çok bakılan ayaklarınızı bakımlı ve güzel bir hale getirmek şart. Aslında ayaklara çok özen göstermeli. Çünkü bedenin bütün yükünü çeken ayaklardır. Bundan dolayı da birçok sorun ayaklarda baş gösteriyor.

Öncelikle sağlıksız ayakkabılar ve çoraplar kadınlarda birçok ayak problemine neden olabiliyor. Modaya uymak adına giyilen dar ve sıkı ayakkabılar beraberinde birçok sorun getirebiliyor. Örneğin nasır, ayak tabanlarında, parmak uçlarında, parmakların yan tarafında ve avuç içlerinde görülebiliyor. Bazen sürtünme de nasır yapabiliyor. Eğer nasıra kötü bir ayakkabı neden oluyorsa, onu giymekte ısrar etmeyin. Temizliğe özen göstermek lazım. Pedikür sırasında kullanılan aletlerinizin steril olmasına mutlaka dikkat edin. Şunu unutmayın: Her şeyde olduğu gibi ayaklar için de çok güzel doğal çözümler bulunuyor.

Ayağı rahat ettirin!

Dar ayakkabıların meydana getirdiği basınç yüzünden parmak araları sertleşir ve deri zamanla kalınlaşır. O nedenle ayakkabıların yumuşak deriden olmasına önem gösterin. Ön kısımlarının geniş olmasına, ayağı rahat ettirmesine dikkat edin. Deri ayakkabıda ayağınızın hava alması sağlanır. Bu arada baştan tırnağa, saçtan ayağa kadar doğal bakım ve gençlik ve zayıflama formülleri için 0 216 349 44 22 no'lu telefondan bilgi alabilirsiniz.

Öncelikle ayaklarınızı birçok rahatsızlıktan korumak için temiz tutmanız gerekiyor. Sentetik ya da yün çoraplar giymeyin. Mutlaka naylon çorap giymek zorunda olanlar, en azından ayaklarına daha sık bakım yapmalılar. En sağlıklısı pamuklu çorap giymektir. Ve her gün temiz çorap giymeye özen gösterin. Evde havlularınızı ve terliğinizi de başkasına giydirmeyin.

Çayağacı yağı ile ayak mantarına çözüm

Ayak mantarı ve nasır sorunların başında geliyor. Özellikle parmak aralarında ve altında kaşıntı ile kendini gösteren bu hastalık, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bakteri, mantar gibi mikroorganizmalar ayakta koku da meydana getirir. Bir bayanın ayağının kokması hiç hoş
değildir. Mantar hastalığından muzdarip olanlar, şiddetli kaşıntı ile meydana gelen kaşıntıdan da acı çekerler. Hasta deri kızarır ve kabarcıklı bir görünüm oluşur. Size bu sorunlar için bazı bitkisel yollar önereceğim.

- Ayaklarınızda mantar sorunu var ise, çayağacı yağını aynısafa kremini ve İsveç şurubunu tavsiye etmek istiyorum. Ayaklarınızı sabunlu su ile yıkayın. Tırnaklarınızı fırçalayın. Bir pamuğa İsveç şurubunu, bir miktar dökün. Bütün ayaklarınızı bu karışım ile güzelce silin. Şurup kuruduktan sonra, aynısefa kremini uygulayın. (Bu kremi doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz) 1 veya 2 aylık uygulamada olumlu sonuç yüzünüzü güldürecektir.

- Ayrıca ‘çay ağacı bitkisi’ olarak bilinen bitki de ayak mantarına iyi gelir. Çünkü virüs öldürücü özelliği vardır. 3 litre sıcak suya, 15 damla çay ağacı yağı ekleyin. Bu suya ayaklarınızı koyun ve bekleyin. 10 dakika sonra sudan çıkın. Ayağınız kurusun. Yarım saat sonra da bu yağı parmak aralarına sürün.

Nasırın çözümü soğanda!

Nasırın varlığı ve acısı insanı strese sokar. Onun için de bazı önlemler var: Soğan nasır için doğal ilaçlardan biridir. Önce 10 dakika sıcak suda ayağınızı bekletin. Bu işlemden sonra kağıt havlu ile iyice ıslaklığı kurulayın. Bir tencereye ilave ettiğiniz sirke içerisine bir soğan atın. Bu soğan özellikle kırmızı soğan olmalı. Kaynattığınız soğanı ezin ve nasırın üzerini kaplayın. O bölgeyi bir sargı bezi ile bağlayın. Nasır sökülene kadar, haftada iki kez bu uygulamayı yapın.

Ayrıca günümüzde artık bitki özlü kremler üretildi. Ayak için ‘dinlendirici ayak kremleri’ de çıktı. İçinde badem yağı, adaçayı ve biberiye gibi doğal bitkilerin ve gliserin ve mentol gibi maddelerin bulunduğu bu kremler kuruyan, aşınmış ve yorgun ayakların günlük bakımını sağlar. Bu krem yeni nasırların oluşumunu ve ayakların çatlamasını önlemeye de yardımcı olur. İçinde badem yağı ve gliserin olan kremler ise cildi yumuşatır ve nemlendirerek esnekliğini yeniden kazandırır. Adaçayı ve kekik yağını ayağınıza haftada bir veya iki kez sürebilirsiniz. Hoş olmayan kokuları önler bu tür doğal yağlar. Biberiye kremi ise dolaşımı hızlandırır.


Kayatuzu banyosu

Kimi zaman ayak derisi çok kurur ve kalınlaşır. Ölü deri sürülen yumuşatıcı kremleri ememez. Bu durumda ‘ayak peeling’i yapmalısınız. Her banyodan hemen sonra uygulanırsa sonuçlar daha iyi olur. İşte tarifi: 3 çorba kaşığı yulaf ezmesini, 2 çorba kaşığı mısır irmiğini, bir çorba kaşığı deniz tuzunu, 10 damla nane esans yağını ve 10 damla limon yağını bir kaba koyun. İçine yoğuracak kadar su ekleyin ve iyice kıvamlaşınca bu malzemeyi iki avucunuza alarak ayağınızın her tarafını iyice bu malzemeyle ile kaplayın. 5-10 dakika süren bir ovma ile bu sürdüğünüz malzeme ile masaj yapın. Sonra yine ova ova bu maskeyi çıkarın. 10 dakika bekleyin. Aynı işlemi yine yapın. Ayaklarınızı yıkayın ve nemlendirici sürün.

Nane yağı ve susam yağı ayaklar için idealdir. Tabii sadece mutlaka bir hastalık olması da gerekmiyor ayaklara özen göstermeniz için. Çok yürüyen ve sürekli uzun topuklu ayakkabı giyen kişilerin ayakları da özel bakım ister. Bir miktar ılık suyun içine nane yapı, susam yağı ve biraz pudra dökün. Ayaklarınızı, bacaklarınızı bu karışımla ovun. Kuru ciltler için harika bir
karışımdır. Kayatuzu banyosunu ayrıca ayaklarınız için her akşam yapabilirsiniz. 2 litre soğuk suya, 1 avuç dolusu ince kaya tuzu ekleyin ve ayaklarınızı bu suyun içinde 15 dakika bekletin.

Telefonla soru sorabilir veya bize mail yollayabilirsiniz. Telefonlarımız 24 saat açıktır.

Doğal güzellik ve sağlık sizinle olsun,

Doğal Ürün Uzmanı
Volkan Kurt
Mahmure.com yazarı

 

kaynak. ekolay.net

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Göz Makyajı Nasıl Yapılır

23/11/2009
Kategori: Guzellik


Göz Makyajı Nasıl Yapılır?

Makyaj uygun bir zemin hazırlamak için öncelikle cilt türünüze uygun bir nemlendirici krem uygulayın. Cildiniz nemlendiriciyi emdikten sonra cilt renginize ve türünüze uygun fondöten ve pudra kullanarak kusurları gizleyin.

Göz Makyajı

Göz Makyajı

Göz makyajı bakışlarınıza derinlik, gözlerinize parlaklık kazandırır. Doğru renkler ve yöntemler seçilerek yapılmış bir göz makyajı doğal göz renginizi vurgular ve güzelliğinizi ortaya çıkarır. Bu nedenle makyaj yapmak için vaktiniz olmasa bile sadece göz makyajı yapmak bakımlı ve ilgi çekici görünmenizi sağlar.

Göz makyajında birinci kural ten renginiz, gözlerinizin rengi ve giysilerinizin rengine uygun olanı seçmektir. Makyaja başlamadan önce hangi renklerde kıyafet giyeceğinizi belirlerseniz işiniz kolaylaşacaktır. En doğru renkleri bulmak için uygun olduğunuz zamanlarda denemeler yapabilirsiniz. Aynaya baktığınızda yüzünüze tazelik ve güzellik katan renkler sizin için doğru renklerdir.

Farlar göze biçim, derinlik verir. Toz farlar yağlı ciltler tarafından hemen emilir ve gün içerisinde hiç far sürmemiş gibi görünebilir. Her cilt tipi için en uygun far kompakt pudra şeklinde olan farlardır. Gün boyunca kalıcılık sağlar.

Göz kapaklarınıza far sürmek için ince fırçaları tercih edin. Dar alanda etkili sürüşler yapmak için küçük ve ince uçlu fırçalar idealdir. Göz kapağınızın ortasından başlayarak dışarı doğru ince bir tabaka far sürün. Gözleriniz birbirine yakın değilse burun ve gözlerinizin birleştiği yere far sürmemeye dikkat edin. Bu tür uygulama gözlerinizin birbirine çok yakın ve küçük görünmesine neden olur.

Far; gözlerinizin rengini bastırmamalı aksine ön plana çıkarmalıdır. Genel hatlarıyla açık renk gözlere koyu; koyu renk gözlere açık renk far sürmek gerekir. Çukur gözler için açık ve parlak renkli farlar; öne doğru çıkık gözler için koyu ve dumanlı tonlar tercih edebilirsiniz. Alt kirpiklerinizin üzerine ince bir hat şeklinde far sürmek bakışlarınıza derinlik kazandırır.

Gözlerinizin canlı ve büyük görünmesini istiyorsanız kaşlarınızın hemen altına parlak renkli ya da simli farlar uygulayabilirsiniz. Özellikle bu etkiyi yaratan farlar üretilmiştir ve küçük gözleriniz varsa makyaj çantanızda mutlaka bulundurmalısınız.

Gözlerinizi vurgulamanın en etkili yollarından biri alt ya da üst kirpiklere göz kalemi sürmektir. Düzgün göz kalemi sürebilmek tecrübe gerektirir. Eğer yeni kullanmaya başlamışsanız dirseğinizi bir yere dayayıp destek alın ve ellerinizin titremediğinden emin olduktan sonra göz kapağının ortasından dışa doğur; iç kısımdan ortaya doğru göz kalemi çekin.

Koyu renkli gözler için siyah ve kahverengi; açık renkli gözler için gri tonlar uyumlu görünecektir.

Rimel; gözlerinizi çerçeveler ve makyajın son adımıdır. Rimel sürerken üst kirpiklerinizi dipten başlayıp uca doğru boyayın. Güçlü etki yaratmak için rimeli birkaç kez üst üste uygulayın. Rimel sürmeden önce kirpik kıvırıcısı kullanmak kirpiklerinizin daha uzun ve kıvrık görünmesini sağlar.

http://kadin.tr.msn.com/guzellik/article.aspx?cp-documentid=150994532

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yeryüzündeki akıl almaz çukurlar

23/11/2009
Kategori: Hayat


Yeryüzündeki akıl almaz çukurlar

 

 


Gaz aramaları sırasında bir mağaraya rastlayan jeologlar, içerde çok fazla zehirli gaz olduğu için, bu gazları yakarak bitirip, araştırmalarına devam etmek istediler.




Kimberley çukuru, Güney Afrika'da bir elmas madeni. Dünyanın insan eliyle kazılmış en büyük çukuru... Kimberley'den çıkarılan toprak ağırlığının 22.5 milyon ton olduğu tahmin ediliyor.



1866’dan 1914’e kadar 50 bin madenci, bu devasa çukurdan tam 2 bin 722 kg elmas çıkarttı.



Utah'ta bulunan Bingham Kanyonu Madeni 1.2 km derinliğinde ve 4 km genişliğinde.



Sibirya'nın Mirna kasabasında bulunan 1.2 kilometre çapındaki elmas madeni tam 50 yılda dev bir çukura döndü. 1952'de elmas bulunduktan sonra küçük Mirna kasabası, dünyanın en büyük elmas merkezlerinden biri haline geldi.




Rus Alrosa firması tarafından işletilen elmas madeni, rezervleri bitince birkaç yıl önce kaderine terkedildi. Sıcaklığın eksi 40 dereceyi bulan bölgedeki madene, sadece özel izinle girilebiliyor.




Kanada'nın Kuzeybatısı'nda yer alan Diavik Madeni'nden ise her yıl 8 milyon karat ya da bin 600 kg elmas çıkartılıyor.



Guatemala'da 90 metre derinliğindeki bu lağım çukuru, 2007'de bir düzine evi içine çekti.
2 kişinin ölmesine ve binlerde kişinin bölgeden tahliye edilmesine neden oldu. Bu devasa lağım çukuruna yağışlar ve yeraltı kanalizasyon sisteminin kabarması neden olmuştu.



Udachnaya Pipe, Rusya'daki bir elmas madeni.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Akyaka'da 'doğal akvaryum'

21/11/2009
Kategori: Hayat

Akyaka'da 'doğal akvaryum'
Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde, bin 200 metre uzunluğunda, doğal akvaryum görünümündeki Kadın Azmağı Deresi'nde bulunan tekne bağlama yerlerinin kaldırılacağı bildirildi.

Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Akyaka Kadın Azmağı'nın AB'nin desteklediği Kısa ve Orta Vadeli Öncelikli Çevresel Eylem Programı (SMAP) çerçevesinde Muğla Valiliği, Akyaka Belediyesi, Ula Kaymakamlığı ve Muğla Üniversitesiyle bitki çeşitliliği ve doğal yapı konusunda yapıyla ilgili araştırmalar sonucunda koruma ve kullanma esaslarının oluşturulduğunu söyledi.

Oluşturulan 20 maddenin Anıtlar Kurulunca onaylandığına işaret eden Çalca, şöyle konuştu:
''Özel Çevre Koruma Kurumunun onayıyla kararlar yürürlüğe girecek. Balıkçılar barınağının ön tarafındaki köprüden yukarıya tekne bağlama yerlerinin hepsi kaldırılacak. Azmak turu, tekne faaliyeti yapan tur teknecileri kokulu yiyecek ve balık ekmek satışı yapmayacak. Tekne bağlama yerleri, teknelerin sınıflarına göre sınırlandı ve yerleri belirlendi. Tekne çekek yeri olarak kullanılan alan, gezi parkuru ve ziyaretçilerimizin günübirlik gezi alanı olarak kullandığı mesire yeri şeklinde düzenlenecek. Kadın Azmağı, koruma kullanma esaslarına göre sürdürülebilir kalkınmaya örnek teşkil edecek. Anıtlar Kurulunun onayladığı bu plan hükümlere göre kullanıcıları bilgilendirdik ve düşüncelerini aldık. Esas amacımız, Kadın Azmağı'nı ziyaret edenlere buranın her zaman temiz bir ziyaret parkuru olduğunu göstermek ve geleceğe taşımak.''

Kadın Azmağı'nın kenarındaki işletmelerin azmağa zarar vermeyeceğini ve kirletmeyeceğini kaydeden Çalca, şunları söyledi:

''Azmak kenarındaki işletmelerin kanalizasyon ve foseptiklerle ilgili sorunları vardı. Özel Çevre Koruma Kurumundan sağladığımız kaynakla yaklaşık bin 600 metre ek ikinci etap kanalizasyon hattı döşedik. Ayrıca buranın foseptiğini aldık. Hem azmakta hem de sahilimizde toplam koliform ve fekal koliform sıfıra yakın dereceye kadar düştü. Geçtiğimiz 2 yıl bu nedenle sahilimizde mavi bayrağımız mevcut. Önümüzdeki yıl mavi bayrağı alabilecek kriterler oluşmuş durumda.''

''MAVİ TUR TEKNELERİ KONTROL ALTINDA''

Gökova Körfezi'nde mavi yolculuk yapan teknelerin atıklarının lisanslı firmalara verilmesi zorunluluğu bulunduğunu bildiren Çalça, şöyle konuştu:

''Akyaka Belediyesi olarak arıtma tesisimize foseptik alım üniteleri oluşturduk. Herhangi bir tekne Akyaka Belediyesi sınırlarına geldiğinde foseptiğini arıtmamıza boşalttıktan sonra, belediyemizden boşalttığı miktar kadar makbuzu kesilerek teslim edilmektedir. Bunun daha yaygın bir şekilde önümüzdeki günlerde ve önümüzdeki yaz sezonunda uygulanmasını talep ediyoruz. Ayrıca mavi yolculuk sonucunda Akyaka'nın bir gezi parkuru haline de gelmiş olması beldeye ayrı bir katma değer yaratacak diye düşünüyorum.''

''YILDA 120 BİN TURİST ZİYARET EDİYOR''

Geçen yıl Akyaka beldesinde yatak sayısının bin 800 olduğunu belirten Belediye Başkanı Çalca, şunları kaydetti:

''Beldemize gelen ziyaretçi sayısı 43 bin 750 civarındaydı. Bu oranın bu yıl yüzde 20 arttığını düşünüyoruz. Ayrıca Sedir Adası, Çınar Koyu ve günübirlik ziyaretçilerimiz de bu sayıya dahil değil. Akyaka beldesi, alternatif turizm olanaklarıyla gelişen bir bölge. Beldemizin tanıtımlarını bu yönde yapmaya devam edeceğiz. Bodrum ve Marmaris'ten farklı bir vizyonda doğal kaynaklarımızı geleceğe taşıma, sörf, kano, yamaç paraşütü, doğada kuş izleme ve bitki türlerini izleme parkurlarını yenileyip eksikliklerini gidererek önümüzdeki yıl ziyaretçilere daha iyi ortam oluşturmaya çalışacağız. Akyaka beldesini günübirlik ziyaretçilerle birlikte yılda yaklaşık 120 bin turist ziyaret ediyor.''

Gökova Körfezi'ne dökülen Kadın Azmağı Deresi, su samurundan deniz kaplumbağasına kadar onlarca hayvan türü ile bazıları tropikal iklimlerde yetişen farklı bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. 20 yıl öncesinde mütevazı bir balıkçı köyü olan Akyaka, Kadın ve Akçapınar azmaklarında yapılan tekne gezileriyle cazibe merkezi haline geldi. Farklı hayvan türleri, bitki yapısının çeşitliliği ve berrak akan suyuyla doğal akvaryumu andıran Kadın Azmağı Deresi'ni turizme açıldığından bu yana, 2 yılda yaklaşık 150 bin yerli ve yabancı turist gezdi.
kaynak. sabah.com.tr

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İnsülinsiz yaşam müjdesi!

19/11/2009
Kategori: Saglik

 

İnsülinsiz yaşam müjdesi!

Akdeniz Üniversitesi ekibi, şeker hastalarının bir süre insülinsiz yaşamasını sağlayan 'adacık naklini' gen çalışmasıyla geliştirdi.

adacik nakli nedir

 

Türk bilim adamı Salih Şanlıoğlu ve ekibinin, şeker hastalarının birkaç yıl bile olsa insülin enjeksiyonu olmadan yaşamalarına olanak sağlayan ‘adacık naklini’ gen tedavisiyle geliştiren araştırması, ABD’de ‘Human Gene Therapy’ dergisine kapak oldu.

Akdeniz Üniversitesi Gen Tedavi Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Şanlıoğlu ve ekibi, yaklaşık 250 milyon diyabetli hastanın 25 milyonunu oluşturan insüline bağımlı (Tip 1) diyabet hastasının birkaç yıl da olsa insülin enjeksiyonsuz yaşamalarına olanak sağlayan ‘adacık nakli’nin, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmadan başarıya ulaşması için deneysel gen ve hücre tedavi metodu geliştirdi.

Şanlıoğlu, insülin bağımlısı şeker hastalığının tedavisinde pankreas organ nakline alternatif olarak geliştirilen yöntemin ‘adacık nakli’ olduğunu açıkladı. Bu yöntemle hastaların karaciğerlerine, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla birlikte ölmüş vericilerden alınan pankreas hücreleri naklediliyor. Pankreas dokusundaki beta hücresi adacıkları da insülin üreterek hastanın bu enzimi dışarıdan almasına gerek bırakmıyor.

http://haber.ekolay.net/Haber/9/661993/insulinsiz+yasam+mujdesi.aspx

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Gereksiz antibiyotik kullanmak öldürüyor

19/11/2009
Kategori: Saglik

Gereksiz antibiyotik kullanmak öldürüyor


Gereksiz yere ya da hekim tavsiyesi dışında kullanılan antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla enfekte olan hastaların yaşamını yitirebildiği belirtildi.

Uzmanlar, antibiyotiklere karşı mikropların direnç kazanmaması için, hekim reçetesi olmadan bu tür ilaçların kullanılmaması gerektiğini ifade ederek, "Eğer gereken çaba gösterilmez ise dünyayı antibiyotik öncesi dönemde insanları tedavi etmede yaşanılan sıkıntılar bekliyor" uyarısında bulundu.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Neşe Saltoğlu, 18 Kasım "Antibiyotik Farkındalık Günü" dolayısıyla, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin gereksiz yere tüketilmesinin toplum sağlığı için önemli bir tehdit olduğunu söyledi.

Gereksiz ve uygunsuz antibiyotik kullanımının, hem ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğine hem de antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına neden olduğuna dikkati çeken Saltoğlu, "Antibiyotik direncinin gelişmesi, antibiyotiklerin etkisiz hale gelmesi demektir. Bu ise hastalıkların tedavisi açısından çok ciddi bur durumdur. Dirençli mikroorganizmaların tüm dünyada yayılması ve antibiyotik yan etkilerinin görülmesi de cabasıdır" uyarısında bulundu.

Saltoğlu, antibiyotiklerin gerekmediği halde kullanılması ya da yetersiz, uygunsuz süre ve dozda alınmasının direnç gelişimine neden olduğunun altını çizerek, "Antimikrobiyallere direnç, hem toplum kaynaklı hem de hastane enfeksiyonlarında giderek artan önemli bir sağlık sorunudur. Dirençli bakterilerle gelişen enfeksiyonlar, ciddi seyirli hasta oranlarının artması, tedavi başarısızlığı, hatta ölümle sonuçlanmaktadır" dedi.

Yeni bir antibiyotiğin geliştirilmesi ve kullanıma sunulmasının yaklaşık 10 yıl gibi bir zaman aldığını belirten Saltoğlu, "Uygunsuz kullanımlar sonucunda ise antibiyotikler kısa bir süre sonra kullanılamaz hale geliyor. Günümüzde tüm antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla enfekte olan hastalar bu nedenle yaşamlarını kaybediyor. Eğer gereken çaba gösterilmez ise dünyayı antibiyotik öncesi dönemde insanları tedavi etmede yaşanılan sıkıntılar bekliyor" diye konuştu.

"NEZLE VE GRİPTE ANTİBİYOTİK KULLANIMI ETKİSİZ"

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Saltoğlu, nezle, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkisiz olduğu için antibiyotik kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, "Bilindiği gibi üst solunum yolu enfeksiyonların çoğunu soğuk algınlığı, nezle ve grip adını verdiğimiz hastalıklar oluşturmaktadır. Tüm bu hastalıklarda etkenler virüsler olduğu için antibiyotik tedavisi gereksiz ve etkisizdir" şeklinde konuştu.

Saltoğlu, şu bilgileri verdi:

"Toplum kaynaklı enfeksiyonlarda giderek artan direnç sonuçları mevcuttur. Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci İzleme Çalışma Grupları sonuçları, önceki yıllarda bu sonuçları ortaya koymuştur ve direnç izleme çalışmalarını sürdürmektedir. Bunun dışında hastane enfeksiyonları izlemi ile ilgili çalışmalar ve Sağlık Bakanlığı Ulusal Hastane
Enfeksiyonları Direnç İzlemi sonuçları da dirençli mikroorganizmaları ve bunlardaki antibiyotik direncini ortaya koymaktadır."

"HEKİMLERE ANTİBİYOTİK BASKISI YAPILIYOR"

Prof. Dr. Saltoğlu, hasta ve hasta yakınlarının hekimlere antibiyotik yazması konusunda ısrarcı olduğunu belirterek, "Hekime başvuran hasta sayısının yüksekliği, buna karşın zamanın kısıtlı olması, laboratuvar tanı koymada kimi zaman olanaksızlıklar, hastanın hekime antibiyotik yazması konusunda ısrarcı olması, mezuniyet sonrası eğitim programlarındaki konu ile ilgili bilgi eksiklikleri gibi pek çok faktör uygunsuz antibiyotik kullanımı ile ilgili sonuçlarda etkili olmaktadır" dedi.

Gereksiz antibiyotik kullanımının önemli bir nedeninin de hastanın hekime ulaşmadan çoğu kez eczaneye başvurarak antibiyotiği temin edebiliyor olmasından kaynaklandığını savunan Saltoğlu, "Yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de reçetesiz antibiyotik kullanımı yasaklanmalıdır. Antibiyotikler ateş düşürücü ilaçlar değildir. Bir veya iki doz kullanılıp hemen kesilmeleri uygun değildir" diye konuştu.

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Antibiyotik Direnci Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Neşe Saltoğlu, toplumun bu konuda bilgilendirilmesi, hastanın kendisine yazılan bir antibiyotiği neden kullanması gerektiğini sorgulayan bilince ulaştırılmasının uygunsuz kullanımı engelleyebileceğini sözlerine ekledi.

http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp?PID=613&haberID=662621

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Plastikteki kimyasallar kadınsılaştırıyor

19/11/2009
Kategori: Saglik

Plastikteki kimyasallar kadınsılaştırıyor

Cenin dönemlerinde yüksek dozda plastik kimyasallarına maruz kalan erkeklerin , hemcinsleriyle çocukluk döneminde iletişim kurmada ve birlikte oyun oynamada zorluk çektiklerini ve erkek çocuklara özgü oyuncaklarla vakit geçirmek istemediklerini araştırmacılar belirtti.

Rochester Üniversitesi’nden bilim adamları yaptıkları son deneylerde, özellikle vinil kaplama ve plastik duş perdesi gibi yapısında PVC bulunan materyalleri de bu kapsama eklediler. Sonuçlar, Uluslarası Androloji (erkek üreme organlarıyla ilgili hastalıkların tanısını ve tedavisini kodu alan bilim dalı) Bülten’inde de yayınlandı.


Plastik ev eşyaları
Plastiğe esneklik sağlayan bir kimyasal olan “ftalat” (Phthalates), hormonları bozma özelliğine sahip ve bu yüzden Avrupa Birliği ülkelerinde bu madde oyuncak üretiminde yasaklansa da, çoğu ev eşyası üretiminde kullanımı devam ediyor.

Aynı araştırmacılar, bu kimyasalın, erkeklik hormonu olan testosteronu engelleyip, beynin gelişimini kesin olarak etkilediğini belirtirken, aynı zamanda genital bozukluklar üzerinde de etkisi olduğuna işaret ettiler. Araştırmacılar, toplamda 74 erkek ve 71 kız çocuğunu projeye dahil edip, hamilelik dönemlerinde ve sonrasında 4-7 yaş arasındaki davranışlarını göz önünde bulundurarak bu durumu tescillediler.

Çocuk oyunları
Sonuçlarda ‘ftalat’ kimyasalının özellikle iki türevinin (DEHP ve DBP) çocukların oyun davranışlarını etkilediği kanıtlandı.
Cenin döneminde bu iki maddeye maruz kalan erkek çocukların, oyun dönemlerinde ‘araba, silah, tren’ gibi oyuncaklarla ilgilenmedikleri ve daha sert oyunlarda daha az yer aldıkları gözlemlendi. Araştırma şefi Elizabeth Salter-Green, ‘ ftalat’ın ve türevlerinin erkeklerin üreme sağlığını bozduğu kadar davranışlarında da büyük değişikliklere yol açtığını söyledi ve şöyle devam etti:

‘ Bu tür kimyasallar çocukların kendi kimliklerini bulamamasına sebep oluyor. Her ne kadar araştırmalarda yer alan bireyler küçük olsa da, çocukluk dönemlerinde bu tür davranışlar sergilenmesi sonra ki yaşamlarında cinselliklerinin farklı şekilde gelişmesine yol açacağı kolayca öngörülebilir bir durum.’
Tüm bunlara rağmen Avrupalı kimi araştırmacılar bu tür yargıların, kesinlik kazanmış bilimsel çalışmalarla kanıtlanmadan öne sürülmemesi gerektiğini belirtiyorlar.
http://haber.ekolay.net/Haber/9/663042/plastikteki+kimyasallar+kadinsilastiriyor.aspx

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Luxury Villa

18/11/2009
Kategori: luxury




Nominee for "Best Villa in Mexico," 2007 World Travel Awards

Treat yourself to all the amenities of a six-star resort, but with the expansive space and privacy of this stunning oceanfront home. Perched high on a cliff overlooking Land’s End, where the Sea of Cortez meets the Pacific Ocean, Villa Peñasco offers the ultimate in natural beauty and first-class luxury.
On the spacious main terrace, take in the magnificent ocean view from the jacuzzi or infinity pool as you listen to the soothing sounds of its waterfall. The terrace also features a palapa shade structure complete with an elegant bar, refrigerator, and barbecue, all perfect for outdoor entertaining.
Inside, the villa offers a state-of-the-art gourmet kitchen. The scenic dining room seats 16, and fully opens to the main terrace. After dinner, relax around the large stone fireplace in the living room. When day is done, choose from five beautiful bedrooms. Each has a full marble bath, private terrace, TV, refrigerator, safe, and fabulous view.


 Fortlands Point is a fabulous villa strategically located at the lookout point where Discovery Bay meets the Caribbean Sea. Two old canons still remain on the shore of this property providing testimony to the role the land of this wonderful property once played in the defense of Jamaica. The views from its peninsula are stunning of both Discovery Bay on one side and the Caribbean Sea on the other.The villa boasts seven air-conditioned bedrooms with seven en suite bathrooms, three private beaches, 270-degree ocean views, a squash court, weight room, TV room and many other amenities. The villa can accommodate up to 14 guests with a maximum of 10 adults since two of the bedrooms are only suitable for young children (trundle beds).Entrance to the villa is into a small courtyard with a pond leading to the front door. A reception/sitting area leads though to the pool deck or left to the formal dining room that seats twelve on its 100-year-old 12' mahogany heirloom table. A covered outdoor dining area adjoins the dining room as well providing charming seaside dining.The interiors are Colonial style and feature cut stone, mahogany pieces and an abundance of teak and other tropical woods as well as Italian tile and Persian rugs which complement the dramatic architecture.Textures of teak, cedar, Italian tile and Persian rugs complement the dramatic architecture. With families in mind, seven bedrooms (including two specifically for children) have been thoughtfully designed on individual split-levels. The comfortable verandah is complete with black granite bar, icemaker and television. Sunset cocktail hours here drift into leisurely long dinners under the stars on any of five open-air dining areas. Inside is the formal dining room with 100-year-old 12' mahogany heirloom table. As a special treat, the staff will serve dinner on the very point itself, followed by a seaside bonfire if you wish ~ evenings to treasure and remember.A large, comfortably furnished verandah offers a black granite bar, icemaker and TV and is a popular gathering place for guests to savor sunset cocktails.Built on four levels (one of which is an attic level), the villa offers the living room, verandah, bar with TV, outside dining areas, inside formal dining room and kitchen on the main level. All of these rooms open to the wide stone terrace, infinity style private swimming pool and hot tub. A few steps lead down to the lawn and then to the main beach on the bay beyond. Just across the lawn, steps lead down to two more private beaches on the sea.Another level features a bedroom with a custom designed mahogany king-sized bed plus a day bed. French doors lead to a furnished terrace and the lawn. This bedroom has a TV, ocean view and en-suite bathroom complete with a tub/shower combination and bidet. This bedroom is, also, wheelchair accessible via a ramped entrance and wide doorways.Another level features three additional bedrooms. One of the ocean view bedrooms features a king sized bed plus a daybed, en-suite bathroom with tub/shower combination and bidet and French doors open to a furnished balcony. Another bedroom offers ocean views, a queen sized 4-poster bed and en-suite bathroom with a tub/shower combination. Additionally on this level, there is a children's room with twin beds and en-suite bathroom with tub/shower combination.On yet another level there is the Captain's Room which offers a king sized 4 poster bed, TV, spacious en-suite bathroom complete with a double vanity, bidet and large walk in shower with two showerheads and three water jet body massagers. Additionally, the family room is located on this level and it offers ocean views, a comfortable sitting area, TV with surround-sound and balcony.On the top level there is a spacious loft bedroom under high peaked ceilings. This bedroom features a king sized bed, TV, spacious bathroom with large walk in shower with two shower heads and three water jet body massagers and a bidet. The room provides sea views from the bedroom area, bathroom and shower. Additionally, on this top level there is another children's loft bedroom with twin beds and en-suite bathroom with shower.All of the bedrooms feature remote control air-conditioners and ceiling fans. Additionally, all of the bathrooms in the villa are fitted with stainless steel Kohler fixtures.Please, also, note that the homeowner requests that guests do not smoke in the bedrooms.Other amenities include DSS TV system, sound system with music channels and a Norstar telephone system with intercoms to the bedrooms, kitchen and staff quarters.Outside, the pool deck provides ample seating beside the pool with a 'disappearing edge' and a Jacuzzi that tumbles into the pool.Additional recreational amenities include an indoor, championship, glass backed squash court and a mirrored fitness room that includes a universal weight machine and elliptical cycle.Fortlands Point is a wonderful family home and offers guests the use of two complementary port-a-cribs, one high chair and children's games. The DSS TV system includes Disney and other children's programs.Please note that the home has two German Shepherd dogs on the property that love children.Fortlands Point is an exceptional villa in an exceptional setting.


 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ASC process systems

18/11/2009
Kategori: Teknoloji

ASC is a leading manufacturer of specialized process equipment, control systems, and custom manufacturing software used in the composites, plastics, glass, solar, lumber, and concrete, coatings, and finishing industries. Our product lines include composite autoclaves, glass-laminating autoclaves, concrete autoclaves, industrial ovens, composite ovens, electroplating automation systems, process control software, autoclave control software, oven control software, and crane and hoist control software including scheduling. We're located in Los Angeles, CA and support thousands oAutoclaves and other equipmentASC manufactures a range of process equipment, including autoclaves, ovens, presses, heating systems, cooling systems, vacuum systems, and specialty pressure equipment. We also buy and sell used equipment.systems and hundreds of customers wControl & power systemsASC is a leading supplier of control and power systems for a wide variety of equipment and industries. We specialize in PC-based and PLC-based control solutions. Our PC-based systems typically feature our industry-standard CPC control software package.orldwide.Software for controls and manufacturingASC can develop custom software solutions for a wide variety of manufacturing applications. Our CPC software is the world's leading software for control of autoclaves, ovens, and many other applications. Our FLEXTIME software is also the leading PC-based solution for electro-plating and anodizing control automation


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı