SANOS

Genel Genel

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolu

6/12/2009
Kategori: Saglik

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin 10 yolu

 

 

1. Alkali olun

Bağışıklık sistemi alkali ve oksijenli bir ortamda güçlenir. Çünkü pek çok bakteri ve virüs asidik ortam sever ve sağlıklı alkali ortamda yaşayamaz. Egzersiz yapın, bol miktarda su ve limon suyu için ve vücudunuzda alkali ortamı sağlamaya yarayan yeşil sebzeler yiyin.
 
2. Pozitif olun

Mutlu, pozitif, gün boyunca kahkaha atan ve arkadaşlarına, ailesine, çocuklarına sarılan ve hayvan besleyip seven bir insanın bağışıklık sistemi bunları yapmayan bir insanınkinden çok daha kuvvetlidir. Hayata bakış açınız nasıl? Şanslı olduğunuzu hangi sıklıkta hatırlıyorsunuz?
 
3. Yeşil yiyin

Sebzeler vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan vitaminler, mineraller ve bitkisel besinlerce zengindir. Lifli yeşillikler ve brokoli, karnabahar ve kabak gibi sebzeler ise besinler ve antioksidanlarca zengindir.
 
4. Sarımsağın büyüsü

Organik sarımsak harika bir besindir. Vücudumuzu mikroplardan korur; aynı zamanda da bağışıklık sistemi güçlendiricisidir. Sarımsağın kendi savunma sistemini oluşturan elementler, bizim de bağışıklık sistemimizi güçlendirir.
5. Özel besinler

Pek çok vitamin ve mineral bağışıklık sisteminde başroldedirler, özelikle de gıdalardan alınan çinko ve C vitamini. Meyvelerin çoğu ve kırmızıbiber, C vitaminin en mükemmel kaynağıdır. Çinko ise zencefil, kuru yemişler ve tohumlarda bulunur. Özellikle Brezilya cevizi, kabak ve karpuz çekirdeklerinde zengin miktarda çinko vardır. Çekirdekleriyle birlikte sıkılmış karpuz suyunu karıştırıp için; yaz için mükemmel bir serinleticidir, aynı zamanda hem alkalize eder, hem protein hem de çinko sağlar. Hepsi bir arada!

6. Çok miktarda su için

Su bütün besinleri ve atıkları vücutta kan ve lenf sıvıları yoluyla taşıyan bir çözücüdür. Günde en az 2 litre su içmek besinlerin hücrelerimize nüfuz etmesine, atıkların boşaltılmasına, sümüksü maddelerin sulanmasına, bizi hasta eden bakterilerin ve virüslerin etkisiz hale gelmesine yardımcı olur.
7. Terleyin

Vücudunuzda enfeksiyon olan bir bölgede ısının yükseldiğini fark ettiniz mi? Vücut ısımızdaki artış bağışıklık sistemimizin enfeksiyona ve hastalıklara karşı aktif olarak savaşmasının bir yoludur. Terleme ise vücudumuzda birikmiş toksinlerin deri yoluyla atılmasını sağlar. Egzersiz yaparak veya sauna, buhar banyosu veya hamam gibi terapileri düzenli olarak uygulayarak, terleme yoluyla toksinlerinizden arınır ve kendinizi daha iyi hissedersiniz.
8. Kötü alışkanlıklarınızı terk edin

Paketlenmiş ve işlenmiş hazır gıdalar, kafein, alkol ve sigara bağışıklık sistemimizi tehlikeye sokan zararlı alışkanlıklardır. Bunları bırakarak yerlerine tam gıdalar, ekinezya ve ginseng gibi bitkisel çaylar, taze meyve ve sebze suları koyun. Bu şekilde bağışıklık sisteminize ve vücudunuzun işleyişine destek verin.
9. Sık sık dinlenin ve gevşeyin

Stres ve yorgunluk bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve bu bitkinlik bizi daha kolay hasta eder. Dinlenme ve uyku zamanlarında vücudumuz kendini toparlar ve onarır. Stres seviyenizi azaltmaya çalışın ve gevşemek için kendinize zaman ayırın. Mutlaka her gece 7-9 saat arası uyuyarak vücudunuza kendisini toparlaması ve hastalıklarla savaşması için izin verin.
 
10. Soğuk duş zindeleştirir

Banyodan çıkmadan önce son duşunuzu soğuk alın. Soğuk su bağışıklık hücrelerine giden lenf dolaşımını hızlandırır. Temizlenmenin ve bağışıklık sistemini güçlendirmenin zindelik veren bir yoludur.
 
kaynak. ekolay.net
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Çin

5/12/2009
Kategori: Hayat

 

Çin Halk Cumhuriyeti... Kısa adıyla Çin... Asya kıtasının doğusunda ve Pasifik Okyanusu’nun batı kıyısında bulunuyor. Çin, yaklaşık 9.6 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle Asya’nın en büyük ülkesi; dünyanın ise Rusya ve Kanada’dan sonraki üçüncü büyük ülkesidir.

Çin toprakları, kuzeyde Mohe Nehri’nin kuzeyindeki Heilongjiang Nehri’nin orta noktasından (53 derece 30 dakika kuzey enlem), güneyde Nansha Takımadaları’nın en güney noktası olan Zengmuansha Kayalıkları’na uzanıyor. (4 derece kuzey enlem). Bu iki nokta arasında yaklaşık 49 derecelik enlem farkı var. Kuzey-güney doğrultusundaki genişlik, yaklaşık 5500 kilometredir. Çin sınırları, doğuda Heilingjiang Nehri ile Wusuli Nehri’nin kavuşma noktasından (135 derece 5 dakika doğu boylam), batıda Pamir Yaylası’na uzanıyor (73 derece 40 dakika doğu boylam). Bu iki nokta arasında da yaklaşık 60 derecelik boylam farkı söz konusu. Batı-Doğu doğrultusundaki genişlik, yaklaşık 5000 kilometre.

Çin'in kara sınırlarının uzunluğu yaklaşık 22.800 kilometredir. Ülke, doğuda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, kuzeyde Moğolistan, kuzeydoğuda Rusya, kuzeybatıda Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, batı ve güneybatıda Afganistan, Pakistan, Hindistan, Nepal ve Bhutan, güneyde de Myanmar, Laos ve Vietnam ile sınır komşusu. Doğu ve güneydoğuda ise Kore Cumhuriyeti, Japonya, Filipinler, Brunei, Malezya ve Endonezya ile deniz komşusu.

Başkent
Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Beijing’dir. Kısa adı, Jing... Kuzey Çin Ovası’nın kuzeybatı kenarında bulunan Beijing ilk döneminde Ji kenti olarak bilinmekteydi. Bahar-Sonbahar ve Savaşan Devletler Dönemi’nde Yan devletinin başkentiydi, Liao Hanedanı’nın ikinci başkentiydi ve Yanjing olarak adlandırılmıştı

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Erkeklerde kıl dönmesi

1/12/2009
Kategori: Saglik

Erkeklerde kıl dönmesi


 

Erkeklerde sık rastlanan ve ‘Pilonidal sinüs’ olarak adlandırılan kıl dönmesi durumu en çok kuyruk sokumunda, kasıkta, koltuk altında ve bazen göbek çukurunda görülür.
Erkeklerde kıl dönmesi
 
Özellikle gençler arasında süregelen şikayetlere yol açan kıl dönmesi sorunu hakkında Dr. Hasan İnsel önerilerde bulunuyor.

Geçen gün odamda Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hovsep Hazar’la ‘kıl kesesi’ nedeniyle ameliyat ettiği bir hastam hakkında konuşuyorduk. Özellikle gençler arasında süregelen şikayetlere yol açan bir problemdir kıl kesesi. Oldukça sık duyarız, “Kıl kesesinden ameliyat oldu” diye. Ama birçok kişi bunun nasıl bir ameliyat olduğunu bilmez, bir kıl kesesi var ve bu iltihaplandı zanneder. Dr. Hazar’dan rica ettim bu konuyu anlatmasını, işte anlattıkları.

Kıl dönmesi genellikle hayatı tehdit eden bir durum değildir. Ancak üretken çağdaki genç insanlarda zaman ve verim kaybına yol açtığı için önem taşır. Ayrıca tekrarlaması nedeniyle, doğru tedavi uygulanmayanlarda ve yanlış alışkanlıkların devamında çekilen sıkıntı, kaybedilen iş gücü ve kozmetik bozukluklar problem yaratır.

Doğuştan bir kıl kesesi yoktur, ciltten çıkan kılların ters yönde, yani içeriye doğru büyümesi sonucu deri altında kılların doldurduğu bir boşluk, kese gelişir. Bu minik mağara içinde bazen tek bir tel, bazen de yumak halinde kıllar vardır. Bu boşluğa deri üstündeki bakterilerin de gelip çoğalmasıyla iltihabi bir süreç başlar. Mikropların deri altındaki bölgeye yerleşmesine zemin hazırlayan, bu bölgede gömülü olan kıllardır.

‘Pilonidal sinüs’ olarak adlandırılan bu durum en çok kuyruk sokumunda, kasıkta, koltuk altında ve bazen de göbek çukurunda görülür.

KOLTUK ALTI

Koltuk altı ve kasık bölgesinde kıl dönmesi genellikle ağda ve traş gibi yöntemleri uygulayanlarda görülür. Bu yüzden kasık ve koltuk altında kıl dönmesine daha çok kadınlarda rastlanır. Bu bölgede gelişen iltihaplı odaklar genellikle daha küçüktür.

Tedavide iltihaplı boşluğun açılması ve temizlenmesi, bazen de antibiyotikler kullanılır.
Sorun yaşayan bireylerin traş veya ağdaya devam etmeleri durumunda tekrarlar görülür.
Bu kişiler istemedikleri kıllardan daha az travmatik bir yöntem olan ve kıl köklerini de yok eden lazer epilasyonu tercih etmeli.

KUYRUK SOKUMU

Kuyruk sokumu bölgesi kişinin kendisi tarafından rahatlıkla görülemediği için kıllar bazen cilt altında oldukça büyük bir mağara oluşturana kadar fark edilmez. Bu bölgede iltihap başlayınca ağrı, çamaşıra bulaşan kirli beyaz akıntı ve bazen de cerahat birikmesi nedeniyle şişlik gelişir. Cerahat birikip ağrılı şişlik olması durumunda bu bölgedeki apsenin boşaltılması ilk tedavidir. Oluşan kıllarla dolu mağaranın cerrahi bir girişimle çıkartılması gerekir. Bu işlem sonrasında ameliyat bölgesi açık bırakılıp iyileşmeye bırakılabilir. Ancak cerrahi alanın yakındaki derinin serbestleştirilip yaranın gevşek olarak kapatıldığı yöntemle hastalar ameliyat sonrası daha rahat hareket eder, pansumana gereksinim duymaz ve problemin nüks etme ihtimali oldukça azalır.

GÖBEK ÇUKURU

Göbek çukuruna gövdeden kopan kılların birikmesi veya bu bölgedeki kılların içeriye doğru büyümesine bağlı bu bölgede iltihaplar görülür. Göbek tabanı geniş, ağzı şişe gibi dar anatomiye sahip olanlarda daha sık görülür. Bu bireyler birikmiş kılları duş alırken parmak veya kulak pamuğuyla fazla tahriş etmeden temizleyerek problemi çözebilir.

ADALELİ VÜCUT RİSK GRUBUNDA

Kuyruk sokumunda kıl kesesi gelişimi bedensel bir takım özellikleri olanlarda daha sık görülür. Kaba etler arsında kılların bulunması, bu bölgedeki vadinin doğal olarak daha derin olması, adaleli vücut yapısı kuyruk sokumunda kıl dönmesine zemin hazırlayan faktörlerdir. Ebeveynlerden birisinde bu problem varsa bedensel özelliklerin genetik olarak nakli nedeniyle çocuklarda pilonidal sinüs görülme ihtimali artar. Ülkemizde ve tüm Akdeniz çevresindeki bölgelerde sık görülür. Genellikle genç insanların sorunudur. Öğrencilikte okulda devamsızlığa veya aktif çalışma hayatı sırasında iş gücü kaybına yol açması nedeniyle önem taşır.
http://www.ekolay.net/saglik/haber.asp?PID=502&haberID=664705

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

En seksi haliyle Alessandra

1/12/2009
Kategori: Guzellik

En seksi haliyle Alessandra 

 

 

Brezilya'nın en ünlü modellerinden sayılan Alessandra Ambrosio, DT Magazine kapak oldu.

Victoria's Secret'ın süper modellerinden olan ve dünyada iyi bir hayran kitlesiyle Brezilya'nın en ünlü modellerinden sayılan Alessandra Ambrosio, DT Magazine issimli dergiye kapak oldu.

Her yıl çarpıcı moda şovları düzenleyen ünlü iç giyim firması Victoria's Secret'ın meleklerinden olan Ambrosio, 2010 yılının bikini ve iç çamaşırlarını tanıttı. 'Kış buraya uğramadı' başlığıyla yapılan çekimleri DT dergisi, 'Kum, güneş ve Alessandra' sözleriyle okuyucuya tanıttı. Ambrosio, derginin iç sayfalarında da geniş yer ayrılan kapak çekimi sırasında çok eğlendiğini söyledi.

kaynak. 

http://haber.ekolay.net/haber/65/665863/en+seksi+haliyle+alessandra.aspx

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İran "Dedeman" dedi

1/12/2009
Kategori: Hayat


İran'ın Şiraz kentinde işletmesini aldığı 200 yataklı oteli 2010 yılında hizmete açacak Dedeman, 30 yıllık İslam rejiminin otelcilik alanında ilk yabancı ve Türk markası oldu.

Antalya, Muğla ve Gaziantep'in de aralarında yer aldığı güney bölgesinden sorumlu bölge müdürü Tayfun Döşkaya, 2010 yılında Azerbaycan'ın başkenti Bakü ve İran'ın Şiraz kentinde iki otelin işletmesini üstleneceklerini söyledi.

Dedeman Otelcilik olarak İran'a girmenin büyük önem taşıdığını belirten Döşkaya, Şiraz'daki 200 yataklı otel için çok sayıda uluslararası markanın başvuruda bulunduğunu ve bir Türk markasının tercih edildiğini vurguladı. Uluslararası standartlardaki otelin gelecek yıl Mart ayında hizmete gireceğini dile getiren Döşkaya, Dedeman'ın İslam rejimindeki İran'a 30 yıl sonra giren ilk yabancı ve Türk otel teşebbüsü olacağına dikkati çekti. Döşkaya, şunları söyledi:

''30 yıl sonra ilk kez yabancı bir marka İran'a giriyor. Bu Türk markasıdır. Dedeman olarak orada olmamız çok önemli. Suriye'deki otellerimizin başarısı, yöneticilerimizin son derece duyarlı, kurallara ve geleneklere saygılı olması ve hizmet standardımızın yüksek seviyesi, bu sonucu getirdi. Şiraz'daki otelimiz, standartları yüksek, uluslararası seviyede 200 yatak kapasiteli olacak. İran'a, Dedeman markası giriyor. Bürokrasiyi, profesyonel yönetim anlaşmasıyla aştık. 1966 yılında ilk otelimizi açtığımızı söyledik. Yaygın zincir olmamızın rahatlığı bize bu olanağı getirdi. Bizi seçmelerindeki en büyük nedenlerden biri, kültürlerine en yakın ve bulunmuş olduğumuz platformda en iyi olmamızdır.'' Döşkaya, Bakü'deki otelin de 360 yatak kapasiteli olacağını kaydetti.

YÖNETİM ANLAŞMASI

Dedeman Grubu'nun Türkiye ve dünyadaki 22 otelde 8 bin 987 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Döşkaya, grup bünyesinde 3 bin çalışan bulunduğunu vurguladı. Beş yıl önce alınan stratejik kararla yönetim anlaşması modeliyle büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Döşkaya, Dedeman'a isim hakkı vermek isteyen birçok işletme bulunduğunu söyledi.

Dünyadaki sayılı otellerin de aynı modelle büyüdüğünü ifade eden Döşkaya, ''Sadece ismimizi koyarak bilgi ve becerimizi pazarlıyoruz'' dedi. Dedeman'ın Türkiye'de yönetim anlaşması modelini uygulayan ilk zincir olduğuna dikkat çeken Döşkaya, yurt dışında 8 oteli aynı modelle işlettiklerini kaydetti.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hamilelikte dövme ya da kalıcı makyaj yaptırılabilir mi?

25/11/2009

Hamilelikte dövme ya da kalıcı makyaj yaptırılabilir mi?
Derinin altına delikler açılarak çıkmayan bir boya maddesinin bu bölgelere işlenmesi ile yapılan dövme, kimileri için bir tutku. Duyguların bir çeşit dışa vurumu olan dövme, antik çağdan beri bilinen bir süsleme sanatı. Tüm dünyada da salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Üstelik yeni yöntemler sayesinde, uygulamanın kolaylaştığı dövme tekniğiyle yüze kalcı makyaj yaptıranların sayısı da oldukça yaygınlaşmaya başladı. Peki, ya hormonal dalgalanmaların yaşandığı hamilelik döneminde anne adayı bir anda dövme veya kaba makyaj yaptırmak istediğini belirtirse... 9 aylık hamilelik sürecinde bu tarz isteklerin ne kadar doğru olup olmadığına, Kadıköy Şifa Kaliteli Yaşam Polikliniği'nden Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş ile Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yasemin Yakut'un anlattıklarıyla karar vereceksiniz! Üstelik bir dövme uzmanının ve dövme deneyimi yaşamış annelerin görüşleri de size bu konuda ışık tutacak.

Vücuttaki Değişimler

Hamilelik, kadın fizyolojisinde yoğun endokrin aktivite nedeniyle, birçok fonksiyonel ve yapısal değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir. Hamilelik esnasında vücutta fizyolojik olarak meydana gelen bu değişimler; ciltteki renk değişiklikleri (bazı bölgelerde cilt renginde koyulaşma), aşırı terleme, ciltte yağ salınımında artma ve yağlanma, kıl yapısında değişme ve kıllanmada artış, özellikle karın ve göğüslerde çatlaklar, varis, ödem gibi damarsal sorunlar, tırnakta değişim görülür. Ciltte meydana gelen bu değişimler nedeniyle kanamaya eğilimli, egzema, mantar ve enfeksiyonlara açık, alerjik reaksiyona yatkın durumdaki cilde yapılacak olan uygulamalar konusunda da dikkatli olunmalıdır. Çünkü hamilelik, ruhsal ve bedensel anlamda oldukça hassas bir dönemdir.

Hamilelikte Dövme Sakıncalı Mı?

Son yıllarda dövme ve kalıcı makyajın yoğun ilgi görmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte hamilelerde yapılmasının uygun olup olmayacağı konusu da gündeme geldi. Konuyu geçici dövme, kalıcı dövme ile kalıcı makyaj (mikropigmentasyon) uygulamaları açısından ele almak gerekir. Kalıcı dövme; deri tarafından tümüyle yok edilemeyen bir boyanın, özel bir teknikle alt deri tabakalarına kadar işlemesiyle oluşur. Alt deriye ulaşmak için kullanılan makine sayesinde yüksek devirle girip çıkan iğne düzeneği ile vücuda küçük delikler ve yarıklar açılır. Açılan bu delik ve yarıklara makine ile boya maddesi enjekte edilir.

Genellikle boya maddesi olarak is kullanılır. İsle birlikte çivit, antimuan tozu, kavrulup dövülmüş kemik tozu, çeşıti bitki özleri, safran ve kına da kullanılabilir. İğne vuruşlarının yapıldığı yerden çok az da olsa bir miktar kan çıkar. Bu da kan yoluyla bulaşan hastalıklara zemin hazırlayacaktır. Başta Hepatit B ve C İle AIDS olmak üzere çok ciddi ölümcül hastalıklar ile uçuk ve tetanos bunlardan bazılarıdır. Bu risk sadece hamileler için değil, herkes için vardır. Ancak hamilelerde zaten artan hamilelik hormonlarına bağlı olarak sistemik bazı değişiklikler olur ve bunlara bağlı olarak da bazı komplikasyonlar daha sık görülebilir. Özellikle ağrı ve kanamalar ile deride meydana gelebilecek lokal enfeksiyonlar ve kullanılan boyaya karşı gelişen alerjik reaksiyonlar daha sık görülür.

Dövme yapılan yerlerde, sarkoid, keloid, sedef, ışığa duyarlılık gibi çeşitli deri hastalıkları ve hatta selim veya habis tümör oluşumu bile çok nadir de olsa gelişebilir. Kullanılan boyaların karsinojenik (kansere neden olan virüs ya da kimyasal madde) olan maddeler içerdiğine dair çalışmalar mevcuttur. Kullanılan bazı boyaların genetik mutasyonlara, anne karnında bebekte doğumsal anomalilere yol açabileceği de bilinir. Bu nedenledir ki; hamilelik sürecinde kalıcı dövme yaptırılması önerilmez.
 
kaynak. ekolay.net

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!

25/11/2009

Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!
Soğan nasıra iyi gelir; kekik yağı ayak kokusunu önler!
Kuruyan, aşınmış ve yorgun ayaklara günlük bakım şart. Ayrıca nasır ve mantar bulunan ayakları bitkisel çözümlerle bu sorunlardan kurtarabilirsiniz. Doğal ürün uzmanı Volkan Kurt ayak sağlığının bitkisel çözümlerini anlatıyor.
25723
Dost başa, düşman ayağa bakar. Bunu genellikle test etmişsinizdir. O halde bu kadar çok bakılan ayaklarınızı bakımlı ve güzel bir hale getirmek şart. Aslında ayaklara çok özen göstermeli. Çünkü bedenin bütün yükünü çeken ayaklardır. Bundan dolayı da birçok sorun ayaklarda baş gösteriyor.

Öncelikle sağlıksız ayakkabılar ve çoraplar kadınlarda birçok ayak problemine neden olabiliyor. Modaya uymak adına giyilen dar ve sıkı ayakkabılar beraberinde birçok sorun getirebiliyor. Örneğin nasır, ayak tabanlarında, parmak uçlarında, parmakların yan tarafında ve avuç içlerinde görülebiliyor. Bazen sürtünme de nasır yapabiliyor. Eğer nasıra kötü bir ayakkabı neden oluyorsa, onu giymekte ısrar etmeyin. Temizliğe özen göstermek lazım. Pedikür sırasında kullanılan aletlerinizin steril olmasına mutlaka dikkat edin. Şunu unutmayın: Her şeyde olduğu gibi ayaklar için de çok güzel doğal çözümler bulunuyor.

Ayağı rahat ettirin!

Dar ayakkabıların meydana getirdiği basınç yüzünden parmak araları sertleşir ve deri zamanla kalınlaşır. O nedenle ayakkabıların yumuşak deriden olmasına önem gösterin. Ön kısımlarının geniş olmasına, ayağı rahat ettirmesine dikkat edin. Deri ayakkabıda ayağınızın hava alması sağlanır. Bu arada baştan tırnağa, saçtan ayağa kadar doğal bakım ve gençlik ve zayıflama formülleri için 0 216 349 44 22 no'lu telefondan bilgi alabilirsiniz.

Öncelikle ayaklarınızı birçok rahatsızlıktan korumak için temiz tutmanız gerekiyor. Sentetik ya da yün çoraplar giymeyin. Mutlaka naylon çorap giymek zorunda olanlar, en azından ayaklarına daha sık bakım yapmalılar. En sağlıklısı pamuklu çorap giymektir. Ve her gün temiz çorap giymeye özen gösterin. Evde havlularınızı ve terliğinizi de başkasına giydirmeyin.

Çayağacı yağı ile ayak mantarına çözüm

Ayak mantarı ve nasır sorunların başında geliyor. Özellikle parmak aralarında ve altında kaşıntı ile kendini gösteren bu hastalık, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bakteri, mantar gibi mikroorganizmalar ayakta koku da meydana getirir. Bir bayanın ayağının kokması hiç hoş
değildir. Mantar hastalığından muzdarip olanlar, şiddetli kaşıntı ile meydana gelen kaşıntıdan da acı çekerler. Hasta deri kızarır ve kabarcıklı bir görünüm oluşur. Size bu sorunlar için bazı bitkisel yollar önereceğim.

- Ayaklarınızda mantar sorunu var ise, çayağacı yağını aynısafa kremini ve İsveç şurubunu tavsiye etmek istiyorum. Ayaklarınızı sabunlu su ile yıkayın. Tırnaklarınızı fırçalayın. Bir pamuğa İsveç şurubunu, bir miktar dökün. Bütün ayaklarınızı bu karışım ile güzelce silin. Şurup kuruduktan sonra, aynısefa kremini uygulayın. (Bu kremi doğal ürün dükkanlarında bulabilirsiniz) 1 veya 2 aylık uygulamada olumlu sonuç yüzünüzü güldürecektir.

- Ayrıca ‘çay ağacı bitkisi’ olarak bilinen bitki de ayak mantarına iyi gelir. Çünkü virüs öldürücü özelliği vardır. 3 litre sıcak suya, 15 damla çay ağacı yağı ekleyin. Bu suya ayaklarınızı koyun ve bekleyin. 10 dakika sonra sudan çıkın. Ayağınız kurusun. Yarım saat sonra da bu yağı parmak aralarına sürün.

Nasırın çözümü soğanda!

Nasırın varlığı ve acısı insanı strese sokar. Onun için de bazı önlemler var: Soğan nasır için doğal ilaçlardan biridir. Önce 10 dakika sıcak suda ayağınızı bekletin. Bu işlemden sonra kağıt havlu ile iyice ıslaklığı kurulayın. Bir tencereye ilave ettiğiniz sirke içerisine bir soğan atın. Bu soğan özellikle kırmızı soğan olmalı. Kaynattığınız soğanı ezin ve nasırın üzerini kaplayın. O bölgeyi bir sargı bezi ile bağlayın. Nasır sökülene kadar, haftada iki kez bu uygulamayı yapın.

Ayrıca günümüzde artık bitki özlü kremler üretildi. Ayak için ‘dinlendirici ayak kremleri’ de çıktı. İçinde badem yağı, adaçayı ve biberiye gibi doğal bitkilerin ve gliserin ve mentol gibi maddelerin bulunduğu bu kremler kuruyan, aşınmış ve yorgun ayakların günlük bakımını sağlar. Bu krem yeni nasırların oluşumunu ve ayakların çatlamasını önlemeye de yardımcı olur. İçinde badem yağı ve gliserin olan kremler ise cildi yumuşatır ve nemlendirerek esnekliğini yeniden kazandırır. Adaçayı ve kekik yağını ayağınıza haftada bir veya iki kez sürebilirsiniz. Hoş olmayan kokuları önler bu tür doğal yağlar. Biberiye kremi ise dolaşımı hızlandırır.


Kayatuzu banyosu

Kimi zaman ayak derisi çok kurur ve kalınlaşır. Ölü deri sürülen yumuşatıcı kremleri ememez. Bu durumda ‘ayak peeling’i yapmalısınız. Her banyodan hemen sonra uygulanırsa sonuçlar daha iyi olur. İşte tarifi: 3 çorba kaşığı yulaf ezmesini, 2 çorba kaşığı mısır irmiğini, bir çorba kaşığı deniz tuzunu, 10 damla nane esans yağını ve 10 damla limon yağını bir kaba koyun. İçine yoğuracak kadar su ekleyin ve iyice kıvamlaşınca bu malzemeyi iki avucunuza alarak ayağınızın her tarafını iyice bu malzemeyle ile kaplayın. 5-10 dakika süren bir ovma ile bu sürdüğünüz malzeme ile masaj yapın. Sonra yine ova ova bu maskeyi çıkarın. 10 dakika bekleyin. Aynı işlemi yine yapın. Ayaklarınızı yıkayın ve nemlendirici sürün.

Nane yağı ve susam yağı ayaklar için idealdir. Tabii sadece mutlaka bir hastalık olması da gerekmiyor ayaklara özen göstermeniz için. Çok yürüyen ve sürekli uzun topuklu ayakkabı giyen kişilerin ayakları da özel bakım ister. Bir miktar ılık suyun içine nane yapı, susam yağı ve biraz pudra dökün. Ayaklarınızı, bacaklarınızı bu karışımla ovun. Kuru ciltler için harika bir
karışımdır. Kayatuzu banyosunu ayrıca ayaklarınız için her akşam yapabilirsiniz. 2 litre soğuk suya, 1 avuç dolusu ince kaya tuzu ekleyin ve ayaklarınızı bu suyun içinde 15 dakika bekletin.

Telefonla soru sorabilir veya bize mail yollayabilirsiniz. Telefonlarımız 24 saat açıktır.

Doğal güzellik ve sağlık sizinle olsun,

Doğal Ürün Uzmanı
Volkan Kurt
Mahmure.com yazarı

 

kaynak. ekolay.net

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Göz Makyajı Nasıl Yapılır

23/11/2009
Kategori: Guzellik


Göz Makyajı Nasıl Yapılır?

Makyaj uygun bir zemin hazırlamak için öncelikle cilt türünüze uygun bir nemlendirici krem uygulayın. Cildiniz nemlendiriciyi emdikten sonra cilt renginize ve türünüze uygun fondöten ve pudra kullanarak kusurları gizleyin.

Göz Makyajı

Göz Makyajı

Göz makyajı bakışlarınıza derinlik, gözlerinize parlaklık kazandırır. Doğru renkler ve yöntemler seçilerek yapılmış bir göz makyajı doğal göz renginizi vurgular ve güzelliğinizi ortaya çıkarır. Bu nedenle makyaj yapmak için vaktiniz olmasa bile sadece göz makyajı yapmak bakımlı ve ilgi çekici görünmenizi sağlar.

Göz makyajında birinci kural ten renginiz, gözlerinizin rengi ve giysilerinizin rengine uygun olanı seçmektir. Makyaja başlamadan önce hangi renklerde kıyafet giyeceğinizi belirlerseniz işiniz kolaylaşacaktır. En doğru renkleri bulmak için uygun olduğunuz zamanlarda denemeler yapabilirsiniz. Aynaya baktığınızda yüzünüze tazelik ve güzellik katan renkler sizin için doğru renklerdir.

Farlar göze biçim, derinlik verir. Toz farlar yağlı ciltler tarafından hemen emilir ve gün içerisinde hiç far sürmemiş gibi görünebilir. Her cilt tipi için en uygun far kompakt pudra şeklinde olan farlardır. Gün boyunca kalıcılık sağlar.

Göz kapaklarınıza far sürmek için ince fırçaları tercih edin. Dar alanda etkili sürüşler yapmak için küçük ve ince uçlu fırçalar idealdir. Göz kapağınızın ortasından başlayarak dışarı doğru ince bir tabaka far sürün. Gözleriniz birbirine yakın değilse burun ve gözlerinizin birleştiği yere far sürmemeye dikkat edin. Bu tür uygulama gözlerinizin birbirine çok yakın ve küçük görünmesine neden olur.

Far; gözlerinizin rengini bastırmamalı aksine ön plana çıkarmalıdır. Genel hatlarıyla açık renk gözlere koyu; koyu renk gözlere açık renk far sürmek gerekir. Çukur gözler için açık ve parlak renkli farlar; öne doğru çıkık gözler için koyu ve dumanlı tonlar tercih edebilirsiniz. Alt kirpiklerinizin üzerine ince bir hat şeklinde far sürmek bakışlarınıza derinlik kazandırır.

Gözlerinizin canlı ve büyük görünmesini istiyorsanız kaşlarınızın hemen altına parlak renkli ya da simli farlar uygulayabilirsiniz. Özellikle bu etkiyi yaratan farlar üretilmiştir ve küçük gözleriniz varsa makyaj çantanızda mutlaka bulundurmalısınız.

Gözlerinizi vurgulamanın en etkili yollarından biri alt ya da üst kirpiklere göz kalemi sürmektir. Düzgün göz kalemi sürebilmek tecrübe gerektirir. Eğer yeni kullanmaya başlamışsanız dirseğinizi bir yere dayayıp destek alın ve ellerinizin titremediğinden emin olduktan sonra göz kapağının ortasından dışa doğur; iç kısımdan ortaya doğru göz kalemi çekin.

Koyu renkli gözler için siyah ve kahverengi; açık renkli gözler için gri tonlar uyumlu görünecektir.

Rimel; gözlerinizi çerçeveler ve makyajın son adımıdır. Rimel sürerken üst kirpiklerinizi dipten başlayıp uca doğru boyayın. Güçlü etki yaratmak için rimeli birkaç kez üst üste uygulayın. Rimel sürmeden önce kirpik kıvırıcısı kullanmak kirpiklerinizin daha uzun ve kıvrık görünmesini sağlar.

http://kadin.tr.msn.com/guzellik/article.aspx?cp-documentid=150994532

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yeryüzündeki akıl almaz çukurlar

23/11/2009
Kategori: Hayat


Yeryüzündeki akıl almaz çukurlar

 

 


Gaz aramaları sırasında bir mağaraya rastlayan jeologlar, içerde çok fazla zehirli gaz olduğu için, bu gazları yakarak bitirip, araştırmalarına devam etmek istediler.




Kimberley çukuru, Güney Afrika'da bir elmas madeni. Dünyanın insan eliyle kazılmış en büyük çukuru... Kimberley'den çıkarılan toprak ağırlığının 22.5 milyon ton olduğu tahmin ediliyor.



1866’dan 1914’e kadar 50 bin madenci, bu devasa çukurdan tam 2 bin 722 kg elmas çıkarttı.



Utah'ta bulunan Bingham Kanyonu Madeni 1.2 km derinliğinde ve 4 km genişliğinde.



Sibirya'nın Mirna kasabasında bulunan 1.2 kilometre çapındaki elmas madeni tam 50 yılda dev bir çukura döndü. 1952'de elmas bulunduktan sonra küçük Mirna kasabası, dünyanın en büyük elmas merkezlerinden biri haline geldi.




Rus Alrosa firması tarafından işletilen elmas madeni, rezervleri bitince birkaç yıl önce kaderine terkedildi. Sıcaklığın eksi 40 dereceyi bulan bölgedeki madene, sadece özel izinle girilebiliyor.




Kanada'nın Kuzeybatısı'nda yer alan Diavik Madeni'nden ise her yıl 8 milyon karat ya da bin 600 kg elmas çıkartılıyor.



Guatemala'da 90 metre derinliğindeki bu lağım çukuru, 2007'de bir düzine evi içine çekti.
2 kişinin ölmesine ve binlerde kişinin bölgeden tahliye edilmesine neden oldu. Bu devasa lağım çukuruna yağışlar ve yeraltı kanalizasyon sisteminin kabarması neden olmuştu.



Udachnaya Pipe, Rusya'daki bir elmas madeni.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Akyaka'da 'doğal akvaryum'

21/11/2009
Kategori: Hayat

Akyaka'da 'doğal akvaryum'
Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde, bin 200 metre uzunluğunda, doğal akvaryum görünümündeki Kadın Azmağı Deresi'nde bulunan tekne bağlama yerlerinin kaldırılacağı bildirildi.

Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Akyaka Kadın Azmağı'nın AB'nin desteklediği Kısa ve Orta Vadeli Öncelikli Çevresel Eylem Programı (SMAP) çerçevesinde Muğla Valiliği, Akyaka Belediyesi, Ula Kaymakamlığı ve Muğla Üniversitesiyle bitki çeşitliliği ve doğal yapı konusunda yapıyla ilgili araştırmalar sonucunda koruma ve kullanma esaslarının oluşturulduğunu söyledi.

Oluşturulan 20 maddenin Anıtlar Kurulunca onaylandığına işaret eden Çalca, şöyle konuştu:
''Özel Çevre Koruma Kurumunun onayıyla kararlar yürürlüğe girecek. Balıkçılar barınağının ön tarafındaki köprüden yukarıya tekne bağlama yerlerinin hepsi kaldırılacak. Azmak turu, tekne faaliyeti yapan tur teknecileri kokulu yiyecek ve balık ekmek satışı yapmayacak. Tekne bağlama yerleri, teknelerin sınıflarına göre sınırlandı ve yerleri belirlendi. Tekne çekek yeri olarak kullanılan alan, gezi parkuru ve ziyaretçilerimizin günübirlik gezi alanı olarak kullandığı mesire yeri şeklinde düzenlenecek. Kadın Azmağı, koruma kullanma esaslarına göre sürdürülebilir kalkınmaya örnek teşkil edecek. Anıtlar Kurulunun onayladığı bu plan hükümlere göre kullanıcıları bilgilendirdik ve düşüncelerini aldık. Esas amacımız, Kadın Azmağı'nı ziyaret edenlere buranın her zaman temiz bir ziyaret parkuru olduğunu göstermek ve geleceğe taşımak.''

Kadın Azmağı'nın kenarındaki işletmelerin azmağa zarar vermeyeceğini ve kirletmeyeceğini kaydeden Çalca, şunları söyledi:

''Azmak kenarındaki işletmelerin kanalizasyon ve foseptiklerle ilgili sorunları vardı. Özel Çevre Koruma Kurumundan sağladığımız kaynakla yaklaşık bin 600 metre ek ikinci etap kanalizasyon hattı döşedik. Ayrıca buranın foseptiğini aldık. Hem azmakta hem de sahilimizde toplam koliform ve fekal koliform sıfıra yakın dereceye kadar düştü. Geçtiğimiz 2 yıl bu nedenle sahilimizde mavi bayrağımız mevcut. Önümüzdeki yıl mavi bayrağı alabilecek kriterler oluşmuş durumda.''

''MAVİ TUR TEKNELERİ KONTROL ALTINDA''

Gökova Körfezi'nde mavi yolculuk yapan teknelerin atıklarının lisanslı firmalara verilmesi zorunluluğu bulunduğunu bildiren Çalça, şöyle konuştu:

''Akyaka Belediyesi olarak arıtma tesisimize foseptik alım üniteleri oluşturduk. Herhangi bir tekne Akyaka Belediyesi sınırlarına geldiğinde foseptiğini arıtmamıza boşalttıktan sonra, belediyemizden boşalttığı miktar kadar makbuzu kesilerek teslim edilmektedir. Bunun daha yaygın bir şekilde önümüzdeki günlerde ve önümüzdeki yaz sezonunda uygulanmasını talep ediyoruz. Ayrıca mavi yolculuk sonucunda Akyaka'nın bir gezi parkuru haline de gelmiş olması beldeye ayrı bir katma değer yaratacak diye düşünüyorum.''

''YILDA 120 BİN TURİST ZİYARET EDİYOR''

Geçen yıl Akyaka beldesinde yatak sayısının bin 800 olduğunu belirten Belediye Başkanı Çalca, şunları kaydetti:

''Beldemize gelen ziyaretçi sayısı 43 bin 750 civarındaydı. Bu oranın bu yıl yüzde 20 arttığını düşünüyoruz. Ayrıca Sedir Adası, Çınar Koyu ve günübirlik ziyaretçilerimiz de bu sayıya dahil değil. Akyaka beldesi, alternatif turizm olanaklarıyla gelişen bir bölge. Beldemizin tanıtımlarını bu yönde yapmaya devam edeceğiz. Bodrum ve Marmaris'ten farklı bir vizyonda doğal kaynaklarımızı geleceğe taşıma, sörf, kano, yamaç paraşütü, doğada kuş izleme ve bitki türlerini izleme parkurlarını yenileyip eksikliklerini gidererek önümüzdeki yıl ziyaretçilere daha iyi ortam oluşturmaya çalışacağız. Akyaka beldesini günübirlik ziyaretçilerle birlikte yılda yaklaşık 120 bin turist ziyaret ediyor.''

Gökova Körfezi'ne dökülen Kadın Azmağı Deresi, su samurundan deniz kaplumbağasına kadar onlarca hayvan türü ile bazıları tropikal iklimlerde yetişen farklı bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. 20 yıl öncesinde mütevazı bir balıkçı köyü olan Akyaka, Kadın ve Akçapınar azmaklarında yapılan tekne gezileriyle cazibe merkezi haline geldi. Farklı hayvan türleri, bitki yapısının çeşitliliği ve berrak akan suyuyla doğal akvaryumu andıran Kadın Azmağı Deresi'ni turizme açıldığından bu yana, 2 yılda yaklaşık 150 bin yerli ve yabancı turist gezdi.
kaynak. sabah.com.tr

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı